RSS

18 Nisan 2008 Cuma

Taşındık..

Wordpress engelinin kalkmasıyla birlikte eski mekana taşındım. Ama burası Türkiye, her ihtimale karşı burası yine dursun; harun yahya (adnan oktar) dava açar felan..

Link veren arkadaşlar verdikleri linki 'ucanbalik.wordpress' olarak değiştirirlerse sevinirim..

Artık buradayım;

http://ucanbalik.wordpress.com/

10 Nisan 2008 Perşembe

Wordpress Engeli Kalkmış

Wordpress engeli kalmış. Uzun süreli takip edenler varsa, daha önce 'ucanbalik.wordpress' üzerinden yazdığımı bilirler. Engelin kalkması ile birlikte eski mekana geri dönmeyi düşünüyorum. Zira wordpress'in artıları çok daha fazla.

Ama tabi burası Türkiye adamın birinin kafası atar, açar davayı tekrar felan. Bu seferde göçebe gibi oluruz. Ama büyük ihtimalle geçeceğim..

Ben eski adresi vereyim.. Büyük ihtimal artık oradayım.. Ha unutmadan, adnan oktar'a selamlar!

http://ucanbalik.wordpress.com/

Aradaki Fark

İkisi arasında bir fark bulana 301 kere helal olsun! Üzerinde çok düşündüm, fakat bir sonuca ulaşamadım..

07 Nisan 2008 Pazartesi

Simitci Emekcilere Mujde! 'Milli Egemenlik icin Buyuk Bulusma': 12 Nisan 2008

Ayşe Kadıoğlu'nun geçen hafta Radikal-iki'de söylediği gibi, 'bugun aklını başkalarına teslim etmeyenler açısından siyasetin, darbelerin gölgesi altında can çekiştiği gerçeği son derece açık. Bugun Türkiye'de adına darbe denilmeyen, darbe değilmiş gibi yapılan bir darbe sürecinin içindeyiz. Bu 'incelikli darbe'nin taşıyıcıları arasında siyasal alanı kapatmaya girişen herkes var.'

Ayşe Kadıoğlu değerlendirmesinde son derece haklı. Şu an Türkiye'de yaşanmakta olan bir 'yargı darbesi' dir. Halk tarafından seçilen 'seçilmişlerin', atanmışların hukuki olmayan müdahalesiyle indirilmek istenmesi. Yani doğrudan 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' hükmüne bir saldırı söz konusu. Demokrasinin normal seyrinden çıktığı böylesi dönemlerde 'amalar..' bir kenara bırakılmalı ve siyasetin, dolayısıyla demokrasinin bekası için sivil irededen yana tavır alınmalı. Bu noktada ideolojik görüşü ne olursa olsun, demokrasiyi benimseyen herkes bu yargı darbesi karşısında akp'den yana saf tutmalıdır. Ahmet İnsel'in ifade ettiği gibi, 'AKP'nin kapatılma davası karşısında sallanan duvarın altında sadece AKP kalmayacaktır..'


İşte 'incelikli darbe' nin gerçekleştiği böyle bir dönemde meydanlarda demokrasi sosuyla servis edilen darbe yanlısı söylemleri görmek mümkün. Bunun benzerlerini 'Cumhuriyet Mitingleri' adı altında geçen sene görmüştük. Demokrasi sosyula servis edilmiş anti demokratik ve darbe yanlısı büyük bir kitleydi. Bu çok sesli azınlığın 'ihtişamlı' gösterilerinden sonra seçim süreci başlamış ve sessiz çoğunluk seçim sandığında bu kitleye bütük bir yenilgi tattırmıştı.


Bu miting konusuna girme nedenim facebook'da aldığım bir miting çağrısı. Çağrıyı okuduktan sonra, 'yollar yürümekle aşınmaz zaten pek bi sevdiniz meydanları, eh sandıktan size hayır yok zaten' diye düşündüm. Çağrı şöyle;


ADD'nin Çağrısı!

ADD ve ulusalcı tüm Demokratik Kitle Örgütleri, 12 Nisan 2008, Cumartesi günü saat 11.00 'da Ankara’da, laik cumhuriyet ve demokratik yaşamı savunmak adına büyük bir miting düzenleme kararı almıştır. Tüm duyarlı yurttaşlarımızı ve Demokratik Kitle Örgütlerini, Derneğimizle bağlantıya geçerek "Cumhuriyet Mitingi" ne katılmaya davet ediyoruz.

___
Laik bir Türkiye için el ele, gerçek demokrasi için el ele.

Tüm Türkiye'yi 12 Nisan'da Ankara' Tandoğan Meydanı'na bekliyoruz.
Ben de buradan duyurmuş olayım. Bugune kadar ülkeye bir şey veremeyen sol görünümlü -aslında sol ile uzaktan yakından alakası yok- cehepe zihniyeti hiç değilse bu mitinglerle simitçi emekçilerin yanında yer alıp, bu mitinglerden biraz para kazanmasını sağlıyor. En azından bunun için bile buradan bu çağrıyı duyurmaya değer yani. Simitçi emekçilerin gözü aydın olsun. Başta chp ve tuncay özkan olmak üzere bütün ulusalcı camiaya teşekkür ederim, simitçi emekçilerin daha çok para kazanması için bu mitinglerin arttırılmasını dilerim.

06 Nisan 2008 Pazar

TRT'de Perukla Program

Hurriyet ve Milliyet ikilisi özellikle kritik dönemlerde 'işte irticanın yükselişi' tarzında haberler servis ederler. ( 1, 2, 3, 4) Bunu yaparken haberin doğru olup olmadığının bir önemi yoktur. Sorunlu bir insan kızların bacağına kezzap atar mesela, bunu 'mini etekli kıza kezzap' şeklinde servis edip, olayı bam başka noktaya çekerler ve buradan hükümeti eleştirme yoluna giderler. İşin aslı ortaya çıktıktan sonrada genelde sessiz kalırlar. Çamur at izi kalsın şeklinde. Bunu zaten binlerce kez tekrar ettik.

Asıl bahsetmek istediğim ise artık doğan medyasının işi iyice absurd bir şekle dönüştürdüğü. Servis ettikleri haberin içeriği tamamen boş ve anlamsız. Mesela bugun şöyle bir haber yer alıyor;


Önceki gün TR1'de yayımlanan 'Hayat ve Din' adlı programda farklı bir uygulama dikkat çekti. Daha önce türbanlı bir konuğun ekranlara çıkmasıyla eleştiri oklarıne hedef olan TRT'de, uzman konuk bu kez perukla yayına katıldı.

Yapımcılığını Şahin Demiral, sunuculuğunu ise Halil Yıldırım’ın yaptığı programa özel yaşamında türban takan Doç. Dr. Hülya Küçük perukla katıldı.


Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hülya Küçük, tasavvuf hakkında izleyenlere bilgiler aktarırken, ekrana, Mevlana Celalettin Rumi’nin “Cüppe ve Sarık’la insan âlim olmaz, âlimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir” sözlerinin yansıtılması dikkati çekti.
Burada haber yapılacak konu nedir diye derin derin düşündüm. Bir profesör var ve bu profesör inancının gereği olarak taktığı başörtüsünü, sırf laikçiler 'tehlike' olarak gördüğü için gizlemiş ve üzerine peruk takarak laikçilerin 'tehlike algılarını' uyarmamak istemiş. Laikçi paranoyanın ileri boyutlarda olduğu böyle bir ülkede insanlar inançlarını yaşamak için bu tarz fedakarlıklara girebiliyorlar. Burada bir yanlış varsa bu, laikçilerin 'laik adı' altında aslında laikliğin bizattihi kendisine aykırı olan bir anlayışla, insanların kişisel yaşamlarını tercih etme hakkında müdahale etmeleridir. Ama habere ve servis ediliş şekline bakıldığında sanki bu gerici yasağı koyup, insanların kişisel yaşamına müdahale etmek doğru, bu anti demokratik ve bağnaz müdahaleye karşı kendi yaşam alanından fedakarlık edip, sırf laikçi paranoyanın 'tehdit' algısını uyarmamak adına bu yola girmek ise yanlış gibi gösteriliyor..

Hurriyet ve Milliyet kadar okuyucularıda bu konuda bir hayli enteresan. Mesela birkaçı;


BUGÜN PERUKLA YARIN TÜRBANLA ,EĞER ÖMÜRLERİ YETERSE İKİ SENE SONRADA SARIKLA ,CÜBBEYLE PROGRAM YAPARLAR .

Cok cirkin görünüyor.Zaten TRT,yi seyrettigimiz yok,Seyredilecek birsey,de yok zaten.Allah Türkiye,yi bunlarin karanlik emellerinden korusun.


hepten tirlatmislar,okumusu boyle olursa!gerisini sen dusun,canim turkiyem coook yazik!neoldu simdi sacin gorunmedi,cennetemi gidiyorsun?yanindada perugunu goturmeyi ihmal etme sakin..


Böyle terbiyesizlik görmedim. Kendine saygın yok bari ekranda seni izleyen topluluğa saygın olsun. Perukla çıkıp saçlarını örtmeye çalışmak kadar komik bişey yok. İşte hükümetin zihniyeti bu en altından en üstüne kadar.
İnsanların yaşam alanına otoriter bir şekilde devlet eliyle saldırı oluyor, ama bu saldırı göz ardı edilip, bu saldırıya karşı çözüm arayan ve bunu yaparken kendi yaşam tarzından taviz veren insanlar eleştriliyor.

Demokrasinin ve hukukun olmadığı bir bir ülke..


Ve bu ülkenin tekelleşmiş medyası altında zihinleri ele geçirilmiş insanlar..


Hurriyet ve Milliyet okuyusuna Allah'tan akıl dilemekten başka çare yok heralde.